MAKALELER

İnatçılık mı, Bireyleşme Çabası mı? Aile İçindeki Görünmez Güç Savaşları

3 dk. okuma süresi
İnatçılık mı, Bireyleşme Çabası mı?  Aile İçindeki Görünmez Güç Savaşları


İnatçılık mı, Bireyleşme Çabası mı?  

Aile İçindeki Görünmez Güç Savaşları


Aile danışmanlığı seanslarında ebeveynlerden en sık duyduğum şikayetlerden biri şudur:


"Çocuğum çok inatçı, sürekli bir güç savaşı içindeyiz ve asla laf dinlemiyor."

Genellikle ebeveynlerin beklentisi, çocuğun bu "sorunlu" davranışını değiştirecek sihirli bir formül bulmamdır. Ancak bir sosyolog ve aile danışmanı olarak benim ilk yaptığım şey, merceği sadece çocuktan çekip tüm aile sistemine tutmaktır. 

Çünkü sistemik bakış açısına göre ailede hiçbir davranış tek taraflı değildir. Çocukta gördüğümüz yoğun "inatçılık", aslında aile sisteminin esnemeyen kurallarına, sınırlarına veya fark edilmeden yürütülen güç savaşlarına karşı bir yanıt, bir denge arayışı olabilir. 



İnatçılık Bir Davranış Değil, Bir Çığlıktır

Gelişimsel olarak çocukların belirli dönemlerde özellikle erken çocukluk donemi veya ergenlik gibi geçiş evrelerinde "hayır" demesi, ayak diremesi sağlıklı gelişimin bir parçasıdır. 

Sosyolojik açıdan bakarsak, çocuk toplumun en küçük birimi olan aile içerisinde kendi "bireyselliğini" oluşturmaya çalışmaktadır. 

Yani o an karsınızda yalnızca sizinle inatlaşan bir çocuk değil; "Ben de buradayım, benim de kararlarım ve bir iradem var" mesajını vermeye çalışan büyümekte olan bir birey vardır.

Peki, bu sağlıklı süreç ne zaman yıpratıcı bir "güç savaşına" dönüşür?

Ebeveyn olarak kendi otoritemizin sarsılmasından korkup, çocuğun alan açma çabasına daha sert kurallar ve "Ben ne diyorsam o!" yaklaşımıyla yanıt verdiğimizde... 

 

İşte o an, konu çocuğun giymek istemediği hırka veya yemek istemediği yemek olmaktan çıkar; sistem içerisindeki "Kimin sözü geçecek?" mücadelesine dönüşebilir.

 

  

Aile Heykelindeki Güç Dengeleri

Büyük aile terapisti Virginia Satir, aile içi dinamikleri anlamlandırmak için "Aile Heykeli" tekniğini kullanmıştır. 

Bu çatışma anlarında ailenizin heykelini diktiğimizi hayal edelim:

Bir tarafta parmağını sallayarak otoritesini korumaya çalışan, belki de kendi çocukluğunda yeterince dinlenilmemiş bir ebeveyn; diğer tarafta ise kendini korumaya çalışan, içine kapanan veya öfkeyle tepki veren bir çocuk... 

Bu heykelde bağ, şefkat ve iletişim yoktur; sadece iki tarafın da kaybetmekten korktuğu bir halat çekme yarışı vardır.

Çocuk inatlaştığında aslında sistemin bir haritasını okuruz. Acaba evde çocuğun duygularına ve tercihlerine ne kadar alan açılıyor? Yoksa yetişkinlerin yoğun ve stresli hayat koşturmacasında, çocuğun ihtiyaçları göz ardı mı ediliyor? Çocuk, sesini duyurabilmek için "inatçılığı" bir ifade bicimi olarak kullanıyor olabilir mi?

 

Güç Savaşını Azaltacak Sistemik Adımlar

Eğer evinizde sürekli bir inatlaşma döngüsünün içinde dönüp duruyorsanız, sistemi daha dengeli hale getirmek için şu adımlarla başlayabilirsiniz:

 

1. Kazan-Kazan Formülünü Devreye Sokun (Sınırlar İçinde Özgürlük)

Çocuğa mutlak bir itaat dayatmak yerine, ona güvenli sınırlar içinde seçme hakkı tanıyın. 

"Bu sebzeyi yiyeceksin" demek yerine, "Bugün yemeğin yanında havuç mu yemek istersin yoksa salatalık mı?" diye sormak çocuğun surece katılımını arttırır. Çocuk kontrolün kısmen kendisinde olduğunu hissettiğinde, inatlaşma ihtiyacı azalabilir.

 

2. Kendi İçinizdeki "Otorite" Korkusuna Bakın

Çocuk size direndiğinde içinizde yükselen o öfke dalgasına odaklanın. "Eğer şimdi taviz verirsem ileride beni hiç dinlemez" korkusu mu yaşıyorsunuz?

Unutmayın, çocuğun sınır çizme çabası her zaman bir saygısızlık göstergesi değildir; çoğu zaman kimlik gelişiminin olağan bir parçasıdır. 


 

3. Davranışa Değil, Duyguya Bağlanın

Çocuk ayak direttiğinde ebeveyn olarak hıza ve sonuca odaklanırız (Örn: O ayakkabı hemen giyilecek!). Oysa o anda yavaşlamak ve yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak ilişkiyi kuvvetlendirir. "Şu an evden çıkmak istemiyorsun, oyunun yarım kaldı ve bu seni kızdırdı, anlıyorum" demek, sistemdeki gerilimi anında düşürür. Görülen ve duyulan çocuk, savaşma ihtiyacı hissetmez.

 

Son Söz: Otorite Değil, Bağ Kurmak

Aile, üyelerinin birbirini ezerek güç kazandığı bir yer olmamalıdır. 

Çocuğun çocukluk evresindeki "inatçılığı", uygun şekilde yönlendirildiğinde ilerleyen yaşlarda onun haksızlıklara karşı durabilen, sınırlarını koruyabilen ve "hayır" diyebilen güçlü bir birey olmasının temellerinden biri olabilir.

Sistemik aile danışmanlığı perspektifinden bakıldığında evdeki güç savaşını bitirmenin yolu çocuğun iradesini kırmak değil, onun iradesine rehberlik edecek şefkatli ve güvenli bir bağ kurmaktır. Çünkü bir aile sisteminde ancak herkes güvende ve görünür hissettiğinde gerçek huzur sağlanır.



Yazar Hakkında:

Aycan Kılıç, sosyoloji altyapısını, adli psikoloji ve aile danışmanlığı alanındaki uzmanlığıyla birleştirerek bütüncül bir yaklaşımla destek sunmaktadır. Modern terapi yöntemlerini kullanarak bireysel süreçleri ve ilişki dinamiklerini bilimsel bir çerçevede ele alan Kılıç, danışanların yaşam kalitelerini artırmak ve duygusal dengeyi güçlendirmek için profesyonel rehberlik sunmaktadır.

İletişim: @uzm.aycanklc



Kaynakça

Satir, V. (1988). The New Peoplemaking. Science and Behavior Books.

Minuchin, S. (1974). Families and Family Therapy. Harvard University Press.

Deneyimimizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz