Çeviri: Ezra Uysal
Çocuklarda görülen, öfke patlaması,
sinir krizleri veya huysuzluk yapma olarak da adlandırılan öfke nöbetleri
genellikle hayal kırıklığı veya öfke gibi öznel bir deneyim tarafından
tetiklenen, kontrolsüz öfkenin ani ve şiddetli patlamalarını ifade eder. Bu
kriz sırasında çocuk veya genç (hem çocukları hem de gençleri ifade etmek için
“çocuk” kelimesini kullanacağız) çığlık atar, vurur, tekmeler, tükürür, küfür
eder ve etrafa eşyaları fırlatır veya eşyalara zarar verir. Agresif bir öfke
nöbeti birkaç dakika, bazen yarım saate kadar sürebilir. Ebeveynler genellikle,
öfke nöbeti sırasında çocuğu sakinleştirme girişimlerinin hiçbir etkisi
olmadığını ve bazen durumu daha da kötüleştirdiğini bildirir. Öfke nöbetleri
yaşayan çocuklar bu sorundan muzdariptir ve her zaman açıkça görülmese de, bu
sorunu aşmak için yardım isterler.
3-5 yaş arası küçük çocuklarda öfke nöbetleri yaygındır. Bu
yaş grubunda çocukların dörtte üçü bu tür davranışlar sergiler. 6-8 yaş
aralığında çocukların beşte biri saldırgan öfke nöbetleri gösterir, ancak
çocuklar 9-12 yaşına geldiklerinde bu sorunu yaşayanların oranı sadece %4’e
düşer. Erkek çocukların agresif öfke nöbetleri yaşama olasılığı kız çocuklarına
göre üç kat daha fazladır (Bathia 1990).
Ebeveynler ve eğitimciler, çocukların agresif öfke nöbetleri
karşısında genellikle çaresiz hissederler. Bu sorunu yaşayan çocuklar
genellikle değerlendirme ve tedavi için pediatri veya psikiyatri servislerine
yönlendirilir. Bu servislerde, çoğunlukla davranış bozukluğu (DB), karşı gelme
bozukluğu (ODD) veya dikkat eksikliği bozukluğu (DEHB) gibi psikiyatrik tanılar
alırlar. Son birkaç on yılda, özellikle ABD'de, saldırgan patlamalar yaşayan
çocuklara pediatrik bipolar bozukluk (PBD) tanısı koymak giderek yaygınlaşmıştır.
Okullarda, saldırgan davranışlar sergileyen çocuklar büyük
endişe ve huzursuzluk yaratır. Öğretmenler, çocukların bu tür davranışları
karşısında kendilerini çaresiz hissederler ve kullanabilecekleri araçlar çok
azdır. Çocuğu sınıftan çıkarabilir, velilere haber verebilir, çocuğu müdürün
odasına gönderebilir veya danışmanlık hizmetine yönlendirebilirler. Müdür
çocukla konuşabilir, ebeveynlerle bir toplantı düzenleyebilir veya çocuğu
okuldan geçici ya da kalıcı olarak uzaklaştırabilir. Çoğu zaman sosyal hizmetler
devreye girer ve bu da çocuğun koruyucu aileye verilmesi, bir kuruma
yerleştirilmesi veya koruyucu bir ailenin yanına verilmesi ile sonuçlanabilir.
Bu standart çözümlerin hiçbiri pek işe yaramaz. Çocuğu
cezalandırmak, ilaç vermek, okuldan uzaklaştırmak veya koruyucu bakım altına
almak gibi denenen çabalara rağmen, saldırgan öfke nöbetleri devam edebilir.
Yatılı tedavi merkezlerinde ve alternatif okullarda, çocuğun saldırgan öfke
nöbetleri personel için büyük bir zorluktur. Yaygın tepkiler arasında ilaç
tedavisi, kısıtlama, tecrit veya çocuğu geriye dönük olarak cezalandırma yer
alır.
Psikiyatrik Yaklaşım
Saldırgan öfke nöbetleri, psikiyatrik sevklerin başlıca
nedenlerinden biridir. Bu durum, günümüzde pek çok çocuğun ilaç tedavisi
görmesinin de sebebidir. Sorunun ciddiyeti açıkça kabul edilmektedir,
saldırganlık nöbetleri yaşayan çocukların, ilerleyen yaşlarda suç işleme
eğilimine girme riski yüksektir.
İlaç tedavisi, özellikle ABD'de, ancak giderek Avrupa'da da,
saldırgan öfke nöbeti yaşayan çocuklar için tercih edilen tedavi haline
gelmiştir. Bu ilaçlar arasında DEHB'li çocuklar için yaygın olarak kullanılan
Ritalin veya Concerta gibi psikostimülanlar ve tanıya bakılmaksızın saldırgan
davranışları tedavi etmek için kullanılabilen Risperdal veya Abilify gibi
nöroleptikler bulunmaktadır.
Agresif patlamalar yaşayan çocuklara ilaç verilmesi
yönündeki baskı birçok yönden gelmektedir. Okullar bir şeyler yapılmasını talep
etmektedir, ebeveynler çaresizdir, psikolojik tedavi kısıtlıdır veya aileler
için karşılanamaz düzeydedir ve doktorlar genellikle ailelere danışmanlık
sunacak zamana veya bilgi birikimine sahip değildir. İlaçların terapötik etkisi
çok sınırlı olduğundan, günümüzde saldırgan öfke nöbeti yaşayan çocukların iki
veya daha fazla psikiyatrik ilacın karışımını kullanması yaygın bir durumdur.
ABD'de psikotrop ilaç kullanan çocukların %40'ının birden fazla psikotrop ilaç
kullandığı tahmin edilmektedir (Farmer 2011).
Bununla birlikte, çocukların saldırgan öfke nöbeti sorununu
aşmalarına yardımcı olmak için ilaçların yerine kullanılabilecek birçok etkili
psikososyal müdahale yöntemi bulunmaktadır.
Çocuklar için Bilişsel Terapi
Bilişsel davranışçı terapi (BDT), çocukların saldırgan
patlamalar gösterme eğilimlerini aşmalarına yardımcı olan kanıta dayalı bir
yöntemdir (Sukhdolsky 2016). BDT'de, eğitimli bir terapist çocuklarla bireysel
olarak veya grup halinde çalışır ve onlara zorlu durumlarda öfkelenmemek için
kullanabilecekleri duygusal ve davranışsal beceriler öğretir. Amaç, çocukların
problem çözme becerilerini geliştirerek ve kendi duygularını düzenleyerek
saldırgan dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmelerine yardımcı olmaktır.
BDT çocuk odaklı olsa da, ebeveynler de tedaviye dahil olur.
Ebeveynler, terapiste çocukları hakkında bilgi verebilir ve çocuk evde yeni
edindiği BDT becerilerini başarıyla kullandığında onu övgü veya çıkartmalarla
ödüllendirebilir.
Çeşitli BDT programları bulunmaktadır. Öfkeyle başa çıkma
programı (ACP) ve Saldırganlık Değiştirme Eğitimi (ART), bu programlardan en
bilinen ikisidir. Giderek popüler hale gelen bir başka yaklaşım ise “Patlayıcı
Çocuk” olarak adlandırılır. Bu, Ross Green ve meslektaşları (Greene & Ablon
2006) tarafından geliştirilen, patlayıcı çocuğun hangi beceriden yoksun
olduğunu belirleme ve ardından çocuğun bu eksik beceriyi edinmesine yardımcı
olma fikrine dayanan işbirlikçi bir problem çözme yaklaşımıdır.
Ebeveyn Yönetim Eğitimi
Öfke nöbetleri yaşayan çocuklara yardım etmeye yönelik bir
başka kanıta dayalı psikososyal yaklaşım ise ebeveyn yönetim eğitimidir. Bu
yöntemde, eğitimli bir terapist, ebeveynlerin çocuklarının kontrol dışı
davranışlarıyla başa çıkmak için daha etkili teknikler ve daha yapıcı yöntemler
öğrenmelerine yardımcı olur. Ebeveyn yönetimi eğitimi, bir dizi toplantı veya
atölye çalışması şeklinde gerçekleştirilir. Bu toplantılarda ebeveynlere,
çocuğun iyi davranışlarını övmek, çocuğun iyi yanlarını fark etmek, durumun
daha da kötüye gitmesini önlemek, çocuğun istenmeyen davranışlarını görmezden
gelmek, tutarlı olmak gibi çeşitli beceriler öğretilir. Incredible Years ve
Triple-P, bu tür eğitim programlarının uluslararası alanda yaygın olarak
kullanılan örnekleridir.
Şiddetsiz direniş (NVR), farklı bir tür kanıta dayalı
ebeveyn yönetimi eğitim programıdır. Bu yaklaşım, Tel Aviv Üniversitesi'nden
İsrailli psikoloji profesörü ve aile terapisti Haim Omer tarafından
geliştirilmiştir ve birçok Orta Avrupa ülkesinde giderek daha popüler hale
gelmektedir. Eğitimli bir terapist, ebeveynlere çocuğun saldırgan davranışını
çevreleyen gizliliği ortadan kaldırmaları, geniş aileleri ve arkadaşlarından
destek almaları ve çocuğu saldırgan davranış kalıplarından vazgeçmesi için nazik,
saygılı ve şiddet içermeyen yöntemler kullanmaları konusunda rehberlik eder.
Anlatı Terapisi
David Epston, 1990’larda saldırgan öfke nöbetleri yaşayan
çocuklara yardım etmek için “öfke kontrolü” veya “öfke kontrolü partileri”
adını verdiği yaratıcı bir yaklaşım geliştiren, Yeni Zelanda’lı bir sosyal
hizmet uzmanı ve anlatı terapistidir. Çocuğun ya da ebeveynlerin, ya da her
ikisinin davranışını değiştirmeyi amaçlayan diğer birçok yöntemden farklı
olarak, bu yaklaşımda terapinin amacı çocuğun toplum içindeki itibarını
değiştirmektir. Terapist, çocuğun ve ebeveynlerinin, çocuğun zedelenmiş itibarını
düzeltmek için yollar bulmasına yardımcı olan bir “itibar koçu” rolünü
üstlenir. Terapist, örneğin, çocuğa öğretmenlerine veya arkadaşlarına saldırgan
patlamaları için özür dilediği ve öfkesini kontrol etmeyi öğrenmeye yönelik
samimi niyetini bildirdiği mektuplar yazmasını tavsiye edebilir. Evde ise,
çocuğa ve ebeveynlerine, çocuğun alışılagelmiş şekilde öfke patlamalarına yol
açan durumlarda sakin kalmayı öğrenmesine yardımcı olmak için rol yapma
alıştırmaları yapmaları tavsiye edilir.
Epston, büyüleyici makalelerinden birinde, sınıf
arkadaşlarına defalarca şiddetli saldırılarda bulunan dokuz yaşındaki bir
çocuğun hikâyesini anlatır. Çocuk, kimseye vurmak istemediğini ancak sınıf
arkadaşları ona "manyak", "çılgın" veya “deli” gibi
aşağılayıcı isimler taktığında kendini durduramadığını açıkladı. Epston, çocuğa
kendisini zorbalığa maruz bırakan tüm sınıf arkadaşlarına bir mektup yazmasını
ve onlara, ne tür isimler takarlarsa taksınlar, beladan uzak durma ve sakin kalmayı
öğrenme konusundaki kararlılığını anlatmasını söyledi. Ayrıca, çocuğun okulda
sınıf arkadaşları ona ne isimler takarsa taksın sakin kalma becerisini
geliştirmesi için aileye bir ev ödevi verdi. Her gün akşam yemeğinde, her aile
üyesinin tabağının önüne, sınıf arkadaşlarının taktığı aşağılayıcı isimlerden
birinin yazılı olduğu bir kart yerleştirilecekti. Epston'ın talimatı şöyleydi:
"Akşam yemeğinde birbirinizle konuşurken, karşınızdaki kişiye kartında
yazılı olan isimle hitap edeceksiniz. Örneğin, ‘Deli, hafta sonu bahçeyi kazdıktan
sonra sırtın hala ağrıyor mu?’ ya da ‘Manyak, lütfen tereyağını uzatır mısın?’
ya da ‘Çılgın, eve gelirken yağmurda ıslandın mı?’ dersiniz.” Bu şekilde, tüm
aile, daha önce çocuğun şiddetli öfkesini tetikleyen hakaret içeren kelimelere
karşı duyarsızlaşmasına yardımcı oldu.
Çözüm Odaklı Terapi
Çözüm odaklı terapi (ÇOT/SFBT), 1980’lerde ABD’de
geliştirilen ve o zamandan beri dünyanın birçok ülkesinde kabul görmüş bir
terapi yöntemi haline gelen, kanıta dayalı bir yaklaşım olarak kabul edilen
kısa süreli bir terapi yöntemidir. Bu yöntem, çocuk ve ergenlerle çalışmaya çok
uygundur ve bunun nasıl yapılabileceğini anlatan birçok kitap mevcuttur (örn.
Selekman 2010, Berg & Steiner 2003, Furman 2016, Ratner & Yusuf 2015,
Milner & Bateman 2011).
Çeşitli BDT ve ebeveyn yönetimi eğitim programlarından,
Epston’un anlatı terapisi yaklaşımından ve her şeyden önce çözüm odaklı
terapinin kılavuz ilkelerinden esinlenerek, 1990’larda iki özel eğitim
öğretmeni ile işbirliği içinde, çocukların duygusal ve davranışsal sorunlarını
aşmalarına yardımcı olmak için Kids’ Skills adlı kullanıcı dostu bir yöntem
geliştirdik. Kids’ Skills, sadece terapistlere ve eğitimcilere değil,
ebeveynlere de çocuklarla, onların işbirliğini teşvik edecek ve aile ve
arkadaşlarının yardımıyla sorunlarını aşmak için kendi fikirlerini üretmeye
teşvik edecek şekilde nasıl konuşacaklarına dair basit ve anlaşılır kılavuzlar
sunan, adım adım ilerleyen basit bir protokoldür. Kids’ Skills, başlangıcından
bu yana dünyanın birçok ülkesinde tanınır hale gelmiştir. Yöntemle ilgili
kitaplar 20'den fazla dilde yayınlanmış ve yüzlerce profesyonel bu yöntemin
kullanımı konusunda eğitilmiştir.
“Kids’ Skills” yöntemini uygulamada üç temel adım şunlardır:
1. Adım: Çocuğa, öfkelenip kendini kaybetme noktasına
geldiğini fark ettiği durumlarda sakinleşmek için basit bir yöntem düşünmesini
isteyin. Örneğin, çocuk olay yerinden uzaklaşmak, beşe kadar saymak ya da
ellerini ceplerine sokmak gibi fikirler üretebilir. Çocuğun hangi yöntemi
bulduğu önemli değildir, önemli olan çocuğun kullanacağı yöntemi kendisinin
seçtiğini hissetmesidir.
Adım 2: Çocuğun sakinleşme yöntemini pratik etmesine ve bu
konuda o kadar yetkin hale gelmesine yardımcı olacak ki, hem simüle edilmiş rol
yapma oyunlarında hem de öfkeyi tetikleyen zorlu gerçek yaşam durumlarında
kullanabilecek, kişiye özel bir eğitim programı hazırlamasına yardımcı olun.
Adım 3: Çocuğu, bu özel eğitim programının işe yaraması
için, hayatındaki önemli kişilerin (örneğin ebeveynleri, büyükanne ve
büyükbabası, kardeşleri, öğretmenleri ve arkadaşları) ona sakinleşme yöntemini
kullanmayı öğrenmesine yardımcı olmaları için bir yol bulması gerektiğine ikna
edin. Çocuğun sosyal çevresindeki destekçileri de sürece dahil eden bu adım,
sadece çocuğun davranışının değil, çocuğun çevresindeki herkesin davranışının
da değişmesini sağlar.
Aşağıdaki örnek, uluslararası Kids’ Skills eğitim
kurslarımızdan birine katılan bir katılımcıdan aldığımız kısaltılmış bir vaka
raporudur. Bu örnek, üç adımın pratikte nasıl işlediğini göstermektedir.
(Ethan, çocuğun gerçek adı değildir.)
Örnek 1:
Dokuz yaşındaki Ethan’ın sorunu işler istediği gibi
gitmediğinde ya da biri onun önerisine karşı çıktığında, huysuzlaşıp öfke
nöbeti geçirmesiydi. Öğretmenine bağırıyor, arkadaşlarına vuruyor, etrafa
eşyaları fırlatıyor ya da bir defteri veya kitabı parçalara ayırıyordu.
Öğretmeni onunla konuştu ve okulda hangi konularda kendini geliştirmek
istediğini sordu. Ethan, okul arkadaşlarıyla daha iyi geçinmeyi öğrenmesi
gerektiğini söyledi.
Öğretmen: Okul arkadaşlarınla daha iyi geçinmek için neyi
öğrenmen gerekiyor?
Ethan: Sakin kalmayı öğrenmem gerekiyor.
Öğretmen: Bir şeye kızdığında sakin kalmak için ne
yapabilirsin?
Ethan: Bir süre uzaklaşıp tek başıma kalmayı öğrenmem ve
sonra geri dönmem veya size ya da başka bir öğretmene yardım istemeye gitmem
gerekiyor.
Öğretmen: Bunu yapmayı öğrendiğini varsayalım; bu sana ne
fayda sağlayacak?
Bu soru tartışıldığında öğretmen, Ethan'ın kendisini
kızdıran durumlarda sakinleşmeyi öğrenmenin birçok faydasının tam olarak
farkında olduğuna ikna oldu.
Öğretmen: Bu becerine bir isim vermek ister misin?
Ethan: Adı “Kar” olabilir.
Öğretmen: Eminim anlıyorsundur Ethan, eğer “kar” becerisini
öğrenmek istiyorsan, çok fazla pratik yapman gerekecek. Her gün pratik yapman
ve diğer insanlardan sana yardım etmelerini istemen gerekecek.
Ethan onaylayarak başını salladı.
Öğretmen: Kimlerden yardım isteyeceksin?
Ethan: Annemden, babamdan ve ablamdan yardım isteyeceğim.
Öğretmen: Sana nasıl yardım edebileceklerini düşünüyorsun?
Onlar seninle birlikte okulda değiller, değil mi?
Ethan: Okuldan eve geldiğimde her gün bana o gün “Kar”
becerisi konusunda nasıl ilerlediğimi sorabilirler.
Öğretmen: Bu harika bir fikir, ama okulda da becerini
öğrenmene yardım edecek ve seni destekleyecek birine ihtiyacın olduğunu
düşünmüyor musun?
Ethan bir an bu soru üzerinde düşündü ve sonra sınıf
arkadaşlarından Ben ve Ron'a, öğretmene ve diğer iki öğretmene yardım
etmelerini isteyeceğini söyledi.
Öğretmen: Senin o kadar sinirlendiğini fark ettiklerinde,
kendini kaybedip patlayacağından korktuklarında sana nasıl yardım edebilirler
ki?
Ethan: Kimsenin beni eleştirmesini istemiyorum. Bu beni daha
da sinirlendirir. Ama bana “kar” diyebilirler. Hepsi bu.
Öğretmen: Peki sana “kar” derlerse ne yapacaksın?
Ethan: Kendi kendime “dur” diyeceğim ve sonra onlara “özür
dilerim” diyeceğim.
Öğretmen, Ethan'ın ağzından bu sözleri duyunca şaşırdı.
Kulağa neredeyse gerçek olamayacak kadar iyi geliyordu.
Öğretmen: İstersen, hayali bir destekçin de olabilir.
Özellikle sevdiğin bir süper kahraman var mı?
Ethan, en sevdiği video oyunundaki bir süper kahramanın
hayali destekçisi olmasını istedi. Öğretmene akıllı telefonundaki karakterin
resmini gösterdi ve aynı günün ilerleyen saatlerinde karakterin birkaç
siyah-beyaz resmini yazdırdı, bunları boya kalemleriyle boyadı ve öğrenmeye
kararlı olduğu beceriyi hatırlatması için çeşitli yerlere yapıştırdı.
Öğretmen: Bu beceriyi öğrendiğinde nasıl kutlamak istersin?
Bir kez “kar ustası” olduğunda, tüm destekçilerinle birlikte havalı bir şeyler
yapmak isteyebilirsin.
Ethan: Steffi ve Val ile hamburger yemeye gidip sonra da
onlarla sinemaya gidebilir miyim?
Öğretmen: Bu çok güzel bir fikir gibi görünüyor. Ailenin ne
düşündüğünü sormamız gerekecek ama eğer evet derlerse, tam da bunu
yapabilirsin.
Ethan’ın öğretmeninin ona hazırlamasında yardım ettiği plan
şaşırtıcı derecede işe yaradı; bunun nedeni muhtemelen iki sınıf arkadaşı Ben
ve Ron’un da ona yardım etmeye istekli olmalarıydı. Birkaç hafta sonra Ethan’ın
bir dönüm noktasına geldiği herkes için açıktı. Saldırgan dürtüselliğini o
kadar kontrol altına almıştı ki, hem arkadaşları hem de öğretmeni artık
arkadaşlarını hamburger yemeye ve sinemaya davet etmesine izin vermenin
zamanının geldiği konusunda hemfikirdi.
Bu örnekte öğretmen, çocuğa sinirlendiğinde kendini
sakinleştirme becerisini öğrenmesi gerektiğini önermek zorunda kalmadı, çünkü
bu fikir çocuğun kendisinden geldi. Öğretmen daha sonra, bu beceriyi öğrenmenin
faydalarını onunla tartışarak çocuğun motivasyonunu pekiştirdi. İkisi de bu
beceriyi öğrenmenin önemli olduğu konusunda hemfikir olunca, öğretmen ona bu
beceriyi öğrenmesine yardım etmesini isteyeceği kişilerin isimlerini saymasını
istedi.
Çocuğun destekçileri, çözüm odaklı çocuk terapisinde önemli
bir rol oynar; onların görevi, çocukların ilerlemelerini överek ve gerektiğinde
sakinleşme yöntemlerini hatırlatarak çocukların becerilerini öğrenmelerine
yardımcı olmaktır. Plan ayrıca, çocuğun sakinleşme yönteminin adı ve bu
beceriyi öğrendiğini nasıl kutlamak istediği hakkında bir tartışmayı da
içeriyordu. Bu ayrıntılar, saldırgan bir nöbet riski olduğunda sakinleşme
yöntemini kullanmayı öğrenmek için çok çalışması konusunda çocuğun motivasyonunu
artırır.
Aşağıdaki örnek, yine Kids’ Skills katılımcılarından biri
(katılımcımız küçük bir özel alternatif okulun müdürüdür) tarafından sağlanan
bir vaka raporudur ve aynı yaklaşımın hem davranış bozukluğu hem de dikkat
eksikliği bozukluğu tanısı konmuş bir çocukta nasıl kullanılabileceğini
göstermektedir.
Örnek 2:
Sam (Çocuğun gerçek adı değildir.), birçok öğrenme güçlüğü
yaşayan 12 yaşındaki bir çocuktu; normal okulundan atılmış ve şu anda sözde
nörogelişimsel engelli çocuklar için kurulmuş küçük bir özel eğitim okuluna
devam ediyordu. Sam, zaman zaman şiddetli öfke nöbetleri geçirirdi; bu nöbetler
sırasında bağırır, küfür eder ve eşyaları etrafa fırlatırdı. Sakinleştikten
sonra genellikle ağlar ve yaptıklarından utanırdı. Bir gün yine öfke patlaması
yaşadı, ancak bu sefer öfkesi hiç olmadığı kadar şiddetliydi. Mutfağa koştu,
bir ekmek bıçağı kapıp öfkesiyle havada sallamaya başladı. Neyse ki ne
kendisine ne de başkasına zarar vermedi, ancak okulun diğer öğrencileri de
dahil olmak üzere herkes şok oldu. Durum o kadar ciddiydi ki, personel ve
öğrencilerin güvenliği adına, müdür Sam'i okuldan uzaklaştırmayı ciddi olarak
düşünmek zorunda kaldı. Ancak bunu yapmadan önce, herkesin güvenliğini sağlamak
adına yapılabilecek bir şey olup olmadığını öğrenmek için Sam ile samimi ve
içten bir konuşma yapmaya karar verdi. Sam, gözyaşları yanaklarından süzülürek
müdürün odasında oturuyordu.
Müdür: Sam, bunun bir daha asla tekrar etmemesi gerektiğini
çok iyi biliyorsun. Öfkeni kontrol etmeyi öğrenmezsen, seni okulumuzda
bulunduramayız. Sinirlendiğinde, kontrolünü kaybetmene engel olacak bir çözüm
bulman gerekecek. Öfkenin o kadar artıp kendini kaybetme noktasına geldiğini
fark ettiğinde ne yapabilirsin?
Sam: Video oyunu odasına koşup oradaki büyük yastıkları
yumruklayabilirim.
(Burası sadece beş küçük sınıfı olan küçük bir okuldu ve
katın ortasında, öğrencilerin bazen büyük yastıklara uzanıp dinlenebilecekleri,
televizyon izleyebilecekleri veya video oyunları oynayabilecekleri cam duvarlı
bir oda vardı.)
Müdür: Bu işe yarayabilir. Bana nasıl yapacağını göster. Bir
şeye çok kızdığını ve patlamak üzere olduğunu varsayalım. O durumda ne
yapacağını göster bana.
Sam hızla ayağa kalktı ve televizyon odasına koştu; orada
yastıklara öfkeyle vurmaya başladı. Müdür Sam'i takip etti ve tüm gösteriyi
izledi. Sam yastıkları vurmayı bitirdiğinde, müdür Sam'e bu yöntemin işe
yarayabileceğini, ancak bunun için Sam'in bu yöntemi özenle prova etmesi ve
okulun hem personelinin hem de öğrencilerinin bu yöntemi bilmesi ve Sam
sinirlendiğinde ve bu yöntemi kullanmayı unuttuğunda ona hatırlatabilmesi
şartıyla mümkün olacağını açıkladı.
Müdür: Öğretmenin ve okuldaki diğer herkesin, kendini
sakinleştirmene ihtiyaç duyacak kadar üzgün olduğunu gördüklerinde, sana
televizyon odasına gitmeni nasıl hatırlatmasını istersin?
Sam bir an düşündü ve sonra, havaya yumruklarını kaldırıp
yastıkları vurur gibi bir hareket yapabileceklerini söyledi. Bu hareket,
sakinleşmek için video oyun odasına koşması gerektiğini ona işaret edecekti.
Müdür, Sam'den önce öğretmenine, sonra diğer personele ve
son olarak da okulun diğer öğrencilerine, bundan sonra öfkelenip patlamak üzere
olduğunda ne yapacağını göstermesini istedi. Sam, öfkelendiğinde ne yapacağını
insanlara her gösterdiğinde, aslında yeni tepkisini prova ediyordu. Sam ayrıca,
kontrolünü kaybetmeye başladığına dair herhangi bir işaret görürlerse, çözümünü
ona nasıl hatırlatmalarını istediğini de herkese açıkladı. O günün ilerleyen
saatlerinde Sam'in ailesi onu almaya geldiğinde, Sam onlara planından bahsetti
ve onlara göstererek çözümünü prova etmek için bir fırsat daha buldu.
Sam’in yöntemi işe yaradı. Okulda bir daha öfke patlaması
yaşamadı. Bunun yerine, kendi inisiyatifiyle ya da öğretmeni veya başka
birinden gelen bir işarete yanıt vererek sık sık sakinleşme yöntemini kullandı.
Sam’in başa çıkması gereken başka birçok öğrenme sorunu vardı, ancak öfke
nöbetleri artık bir sorun değildi.
Kids’ Skills’in temel bir özelliği, çocuğun sürece aktif ve
sorumlu bir şekilde katılmasıdır. Çocuklar hangi sakinleşme yöntemini kullanmak
istediklerini kendileri karar verir, destekçilerini bulur ve kendi yöntemlerini
öğrenmek için pratik yaparlar. Aşağıdaki örnek, yine katılımcılarımızdan
birinin vaka raporu olup, öfkelenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan
çocuklarının sakinleşmesini sağlamak için ebeveynlerin bu yaklaşımı evde
uygulamaları konusunda nasıl yönlendirilebileceğini göstermektedir.
Örnek 3:
Beş yaşındaki Julia (Kızın gerçek adı değildir.), çok
sevilen bir çocuktu ancak öfke nöbetleri yıllar geçtikçe giderek daha şiddetli
hale gelmişti. Son zamanlarda yaşadığı öfke patlamalarından birinde, bir
tabureyi pencereye fırlatarak camı kırmıştı. Çaresiz kalan Julia’nın anne
babası, kızlarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda tavsiye almak
umuduyla, Kids’ Skills yönteminde eğitim almış bir danışman olan Jason’a
başvurdu.
Jason, ebeveynlere Julia ile birlikte oturup, sakin bir
sesle ona artık bir şeye öfkelendiğinde kendini sakinleştirmeyi öğrenmesi
gereken bir yaşa geldiğini açıklamaları gerektiğini söyledi. Sakin kalmayı
öğrenerek, neye hayal kırıklığı duyduğunu daha iyi ifade edebileceğini ve
ebeveynlerinin ona nasıl yardım edip destek olabileceğini açıklamalarını
söyledi.
Ebeveynlere, Julia'dan öfkelendiğinde kendini sakinleştirmek
için yapabileceği bir şey düşünmesini istemeleri söylendi. Julia'nın herhangi
bir önerisi olmazsa, Jason ebeveynlere, evlerinde “sihirli sakinleşme köşesi”
olarak adlandırılacak belirli bir yer seçmesini önermelerini söyledi. Burası,
Julia'nın kendini sakinleştirmesi gerektiğinde gidip vakit geçirebileceği bir
yer olacaktı. Sihirli kare, zemine boya bandıyla işaretlenebilirdi ve Julia,
sakinleşmesine yardımcı olacak oyuncakları, kitapları veya diğer eşyaları
sihirli kareye koyup koymayacağını da kendisi seçebilirdi.
Jason, Julia’nın anne babasına, sihirli kareye gitmenin
Julia tarafından bir ceza olarak değil, çok sinirlendiğinde sakinleşmesine
yardımcı olacak, kendi icat ettiği bir yöntem olarak algılanmasının önemli
olduğunu açıkladı. Bu nedenle, sihirli karenin nerede olacağına ve Julia’nın
sakinleşmek için karenin içinde ne yapacağına kendisinin karar vermesi
önemliydi. Aynı şekilde, Julia'nın anne babasına, onun öfke nöbeti
geçireceğinden korktuklarında ona sihirli kareyi nasıl hatırlatacaklarını
söylemesi de önemliydi.
Anne babası eve geldiklerinde oturup Julia ile sakin bir
şekilde konuştular. Ona, patlayacakmış gibi öfkelendiğinde kendini
sakinleştirmeyi öğrenmesini istediklerini açıkladılar. Ona sihirli kareden
bahsettiler ve Julia'nın bu fikri beğendiğini öğrenince çok sevindiler. Julia,
kare için en uygun yerin neresi olacağı konusunda fikir yürütmeye katıldı ve
sakinleşmesine yardımcı olacak oyuncaklar ve kitaplar konusunda birçok yaratıcı
fikir üretti. Anne ve babası ona sihirli kareyi nasıl hatırlatmalarını istediğini
sorduklarında, Julia, anne ve babasının ona sihirli kareyi hatırlatmak için
kullanabilecekleri bir jest, nazik bir el hareketi buldu.
Bunu izleyen haftalarda Jason, ebeveynlerle birkaç kez
telefonla görüştü; onlara destek oldu ve kızlarıyla birlikte hazırladıkları
plana sadık kalmaları için cesaret verdi. Bu düzenleme birkaç hafta
uygulandıktan sonra, ebeveynler Jason’a, kızlarının hayal kırıklığına öfke
nöbetleriyle tepki verme gibi kötü alışkanlığından kurtulduğuna inandıklarını
bildirdiler.
Sonuç
Yukarıda açıklanan yaklaşım, bu makalede bahsedilen diğer
psikososyal müdahalelerle birçok ortak noktaya sahiptir. Diğerlerinin yanı
sıra, çocukların saldırgan patlamalarını aşmak için yardım almaya istekli
oldukları; öfke nöbetlerini aşmak için çocukların becerilerini geliştirmeleri
gerektiği; ve ebeveynlerin çocuklarıyla daha iyi başa çıkabilmek için
rehberliğe ve tavsiyeye ihtiyaçları olduğu fikrini paylaşmaktadır.
Kids’ Skills yaklaşımının, burada belirtilmeye değer bazı
önemli avantajları vardır:
●
Basit yapısı sayesinde bu yaklaşım,
sadece eğitimli profesyoneller tarafından değil, öğretmenler, ebeveynler ve
büyükanne-büyükbabalar da dahil olmak üzere çocuklara bakan diğer kişiler
tarafından da kullanılabilir.
●
Çocuklara hitap eder. Bu yaklaşım,
çocukların beceriler öğrenme, büyüme ve diğer insanlar tarafından daha olgun
bir kişi olarak görülme konusundaki içgüdüsel arzularını kullanır.
●
Ebeveynlere hitap eder. Bu yaklaşım,
ebeveynlerin çocuklarının sorunlarının suçlusu olduklarını ima etmediği, aksine
güçlü duygularıyla daha iyi başa çıkabilen çocukları için değerli destekçiler
olduklarını vurguladığı için ebeveynler tarafından kolayca kabul edilir.
●
Maliyet tasarrufu sağlar. Yaklaşım işe
yaradığında, sınırlı miktarda profesyonel müdahaleyle hızlı sonuçlar verir.
●
Sosyal çevreyi etkiler. Yaklaşım,
sürecin içine çocuğun sosyal çevresini de dahil eder; böylece ailenin,
öğretmenlerin ve hatta çocuğun arkadaşlarının güçlerini birleştirerek çocuğu
yapıcı bir şekilde desteklemelerine yardımcı olur.
Agresif öfke nöbetleri yaşayan çocuklara yardım etmeye
yönelik Kids’ Skills yaklaşımının etkinliği hakkındaki izlenimlerimiz, hem
kendi klinik deneyimlerimize hem de yurt içinde ve yurt dışında düzenlediğimiz
eğitim programlarına katılan stajyerler tarafından bize sunulan çok sayıda vaka
çalışmasına dayanmaktadır. Bu makalenin, söz konusu yaklaşımın etkinliğini ve
verimliliğini belirlemek amacıyla istatistiksel çalışmalar yürütmek isteyen
araştırmacıların ilgisini çekmesini umuyoruz.
Ek Kaynaklar
Bu makaleyi okuduktan sonra, saldırgan davranışlar
sergileyen bir çocukla, ister kendi çocuğunuz olsun ister birlikte çalıştığınız
bir çocuk olsun, Kids’ Skills yaklaşımını denemek için ilham aldıysanız, eğitim
amaçlı yazılmış olan; bir danışman, yedi yaşındaki bir kız çocuğu ve annesi
arasındaki diyaloğu anlatan bir blog yazısını okumak isteyebilirsiniz. Ayrıca,
uluslararası Kids’ Skills web sitesinde İngilizce olarak ücretsiz olarak
sunulan ve büyükbabasının önerdiği bir yaklaşımı kullanarak öfke nöbetlerini
yenmeyi başaran Linda adlı bir kızın hikayesini anlatan resimli hikayeye de göz
atabilirsiniz.
Yazarlar Hakkında
Psikiyatrist Ben Furman ve sosyal psikolog Tapani Ahola,
devlet sertifikalı psikoterapist ve çözüm odaklı terapi ve koçluk konusunda
kıdemli eğitmenlerdir. Ayrıca Helsinki Kısa Süreli Terapi Enstitüsü'nün de
kurucularıdırlar. Otuz yılı aşkın süredir devam eden işbirlikleri boyunca,
çözüm odaklı psikolojinin çeşitli klinik ve klinik dışı uygulamalarını
geliştirmişler ve bu konu hakkında birçok kitap yazmışlardır.