MAKALELER

Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Toplumsal Yaklaşımlar

5 dk. okuma süresi
Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Toplumsal Yaklaşımlar

Yazan: Rümeysa Kaya


Özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları deneyimler, yalnızca bireysel özellikleriyle değil, içinde bulundukları çevrenin tutumlarıyla da şekillenir. Toplumsal algı ve yaklaşımlar, bu bireylerin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir rol oynar. Bu derleme, çevrenin özel gereksinimli bireylere yönelik bakış açısını incelemektedir.

 

Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Toplumsal Yaklaşımlar

 

İnsanların tutumları, çoğu zaman diğer bireylerin yaşamlarını doğrudan etkileyebilir. Özel gereksinimli bireyler açısından bu durum daha hassas bir nitelik taşır. Toplumda var olan baskı ve damgalama, bu bireylerin yaşamlarına olumsuz şekilde yansıyabilir. Çevre, bireylerin görünür özelliklerini yorumlayarak bu duruma çeşitli anlamlar yüklemekle birlikte, engelli bireylerin toplumsal yaşamdan uzaklaşmasına neden olabilir (Diğer & Yıldız, 2021). Bu bağlamda, toplumsal yaklaşım, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayatta var olabilmeleri açısından büyük önem taşır.

Damgalanma ve Psikolojik Etkiler

Damgalanma, geçmişten günümüze bireylerin fiziksel imajına yönelik tehdit algısı, utanç, suçluluk ve kendini değersiz hissetme gibi süreçleri içeren çok boyutlu bir olgudur. Bu durum bireyden bireye farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Engelli bireyler açısından damgalanmayı tetikleyen önemli faktörlerden biri “keşif korkusu”dur. Özellikle görünür ya da görünmeyen engellere sahip bireylerin durumlarını gizleme eğilimi, utanç, kaygı ve suçluluk duygularına yol açabilir. Bununla birlikte, damgalanma; engelin görünürlüğü, ortaya çıkış nedeni, kontrol edilebilirliği, diğer bireyler için oluşturduğu algılanan tehdit düzeyi ve iletişim üzerindeki etkisi gibi çeşitli faktörlerden etkilenir (Kaya, 2022). Bu bağlamda, özel gereksinimli bireylere yönelik toplumsal tutumların anlaşılmasında bu faktörlerin dikkate alınması önem taşır.

Aile ve Eğitim Ortamı

Aile ve yakın çevre, özel gereksinimli bireylere yönelik tutumların oluşmasında önemli bir rol oynar. Özellikle bireyin çevresinde özel gereksinimli birinin bulunması, bu bireylere yönelik sosyal kabulün artmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, okul ortamında öğretmenlerin engelli bireylere yönelik pasif tutumlar sergilemesi ve yeterli iletişim ile etkileşim fırsatları sunmaması, diğer öğrencilerin de bu bireylere karşı olumsuz tutumlar geliştirmesine neden olabilir (Şahin & Çiçek, 2008). Bu doğrultuda, aile, yakın çevre ve eğitim ortamlarının engellilik algısı konusunda bilinçlendirilmesi, özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşama daha etkin katılımını destekleyebilir.

Fiziksel Erişim ve Çevresel Algılar

Engelli bireyler, toplumsal algı ve çevresel yetersizlikler nedeniyle yaşamın birçok alanında etkilenebilmektedir. Fiziksel çevreye erişimde ve ulaşımda ihtiyaç duyulan rampa, kaldırım ve sarı şerit gibi düzenlemelerin yetersizliği, bu bireylerin hareket kabiliyetlerini sınırlandırabilir. Sağlık hizmetlerine erişimde ise ekonomik güçlükler ve ulaşım sırasında karşılaşılan engeller olumsuz etkilere yol açabilir. İstihdam sürecinde de benzer sorunlar görülebilmekte; bireyler uygun olmayan ve güvencesiz işlerde çalıştırılabilmekte, ayrıca özellikle engelli kadınlar toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle çalışma hayatından uzaklaştırılabilmektedir (Doğruer, 2022). Bu durumlar, bireylerin içsel özelliklerinden ziyade çevresel ve toplumsal faktörlerle ilişkilidir. Nitekim engelli bireyler, diğer bireylerle birlikte üretken, bağımsız ve sosyal hayatta aktif rol alabilen bireyler olmayı tercih etmektedir. Ancak istihdam, eğitim, sağlık ve toplumsal yaşama katılım gibi alanlarda maruz kaldıkları ayrımcılık, potansiyellerini gerçekleştirmelerini sınırlandırabilir (Diğer & Yıldız, 2021).

Aynı zamanda, toplumda engelli bireylere yönelik önyargı, etiketleme ve dışlayıcı tutumların varlığı söz konusudur. Araştırmalar, engelli bireylerin yaygın önyargılar nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını ve bunun sosyal dışlanmayı erken yaşlardan itibaren başlattığını ortaya koyuyor (Çiçekçe & Daş, 2024). Bu bağlamda, engelli bireylerin yaşadığı sorunların yalnızca bireysel değil, toplumsal yapı ve bakış açısından kaynaklandığı söylenebilir. Dolayısıyla, bireylerin yetersizliklerinden ziyade güçlü yönlerine odaklanılması, toplumsal bütünleşmenin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir.

Öneriler

Toplumda özel gereksinimli bireylerin sayısı azımsanamayacak derecede fazladır; ancak buna bağlı olarak toplumsal yaşamdaki düzenlemeler sınırlıdır. Bunun sonucunda bu bireyler, toplumun bir parçası olma konusunda güçlük yaşayabilir. Gerekli düzenlemeler yapılmadığında, bu bireyler başkalarının yardımına daha fazla ihtiyaç duyabilir (T.C. Atatürk Üniversitesi, 2021). Bu nedenle, engelli bireyleri hayattan uzaklaştıracak değil, onları hayatla uyumlu bir şekilde yaşamlarını sürdürebilecekleri düzenlemelerin yapılması oldukça önemlidir. Bu uygulamaların hayata geçirilebilmesi için çeşitli adımlar atılması gereklidir.

Okul hayatında bu adım, kaynaştırma eğitimi aracılığıyla sağlanabilir. Kaynaştırma eğitimi sırasında, hem özel gereksinimli birey güçlü yönlerini ortaya çıkarır ve potansiyelini geliştirebilir hem de akranları, bu bireylere karşı nasıl bir tutum geliştirmesi gerektiğini öğrenebilir. Yetişkinlerin davranışlarını örnek alma yoluyla öğrenen çocuklar için, kaynaştırma sınıfında bir öğretmenin ve engelli bireyin bulunması, sosyal kabulün artmasında etkili olabilir. Destekleyici tutumlar karşısında özgüvenini ve sosyal uyumunu güçlendiren bu bireyler, kendilerini ifade etme, ilişki kurma ve toplumda aktif olma gibi beceriler de kazanabilir (Çiçekçe & Daş, 2024). Bu bağlamda, engelli bireylerin bulunduğu birçok ortamın, bireyin gelişimine ve sosyal deneyimlerine doğrudan yansıdığı söylenebilir.

Bununla birlikte, bu bireyleri ayrıştırmak yerine iç içe bulunabilecek etkinlikler gerçekleştirmek de önemlidir. Öğrencilerin olumlu tutumlar geliştirebilmesi adına seminerler ve sosyal sorumluluk içeren ortak faaliyetler düzenlenmesi, engelli bireylere yönelik önyargı ve damgalanmayı azaltmada teşvik edici olabilir (Üstündağ, Göktay, Kalkanlı vd., 2023). Okul öncesi dönemde çocuk kitapları ve ev aktivitelerinde farkındalığa yer verilmesi, ayrıca özel gereksinimli çocuklarla oyun oynama fırsatlarının oluşturulması, çocukların erken yaşta engelli bireylere karşı tutumlarını olumlu yönde pekiştirebilir (Şahin & Çiçek, 2008). Bu doğrultuda, engelli bireylerle etkileşim içinde bulunmak, normal gelişim gösteren bireyler için empati ve farkındalık bilincini artırabilir. Ayrıca, kamu spotları, çevrede engelli bireylerin bulunması, işaret dili öğrenimi ve farkındalık filmlerinin izlenmesi gibi uygulamalar da engellilik algısının olumlu yönde değişmesine katkı sağlayabilir (Diğer & Yıldız, 2021). Bu bağlamda, toplumun engelli bireylere yönelik bakış açısının değişimi, her yaştan insanın ve toplumun farklı alanlarındaki uygulamaların olumlu yönde dönüşümü ile mümkün olabilir.

Sonuç: Engel Bedende Değil, Fikirlerde Başlar

Özel gereksinimli birey olmak yalnızca kişinin üstlenmesi gereken bir sorumluluk değildir; çevrenin de bu sürece katılması gerekir. Etkileşimli farkındalık ve bilinçlenme, toplumun engellilere karşı sahip olduğu tabuları yeniden şekillendirebilir. Engelli bireylere yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi esas olmakla birlikte, uygulanması güç değildir. Bu bağlamda, farkındalık düzeyinin artırılması ve bu bireylerin yalnız olmadıklarını, anlaşıldıklarını hissetmelerini sağlamak için gösterilecek çaba, toplum açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Kaynakça

1.      Çiçekçe, K. & Daş, Ö. (2024). Ortaöğretim öğrencilerinin özel gereksinimli akranlarına ilişkin sosyal kabul düzeyleri. Uluslararası Eğitime Özgün Bakış Dergisi, 2(2), 129-147, Doi: 10.5281/zenodo.13332093

2.     Diğer, H., & Yıldız, A. (2021). Engelli Bireylere Yönelik Toplumsal Algı: Fırat Üniversitesi Örneği. Fırat Üniversitesi Harput Araştırmaları Dergisi, 8(15), 67-84. https://izlik.org/JA26YE55NG

3.     Doğruer, F. (2022). Beden, Birey ve Toplum Kesişiminde Engelli Bireylerin Erişilebilirlik Deneyimleri: Gaziantep Örneği. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi , 25(2), 299-317.

4.    Kaya, C. (2022). Rehabilitasyon Psikolojik Danışmanlığı: Türkiye Uygulamalarının Temelleri: Engellilere Yönelik Damgalanmanın Açıklanması ve Ölçülmesi. Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, 14(27), 517-531. https://doi.org/10.38155/ksbd.1051505

5.     Şahin, S., & Çiçek, Ç. (2008). Normal Gelişim Gösteren Ve Özel Gereksinimli Çocukların Kendilerini Ve Birbirlerini Algılayışlarının İncelenmesi. Toplum ve Sosyal Hizmet, 19(1), 101-118. https://izlik.org/JA22LE35DA

6.    T.C. Atatürk Üniversitesi, Toplumsal Duyarlılık Projeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi. (2021). Özel Gereksinimli Bireyler İçin Yaşanılabilir Çevre Oluşturmada Toplum Farkındalığını Artırma: Sonuç Raporu (Proje Kodu: 610A669AD5A52). Erzurum: T.C. Atatürk Üniversitesi.

7.     Üstündağ, A., Göktay, F. S., Kalkanlı, F. ve Gülgün, Z. N. (2023). Üniversite Öğrencilerinin Özel Gereksinimli Bireylere Bakış Açılarının İncelenmesi. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 33, 2, 755-766.

 

Ücretsiz Ön Görüşme
15 DAKİKA SÜRELİ ÜCRETSİZ ÖN GÖRÜŞME RANDEVUSU alarak uzmanlarımızla görüşebilir, bulunduğunuz ildeki DİLGEM şubesi veya Kurumsal Çözüm Ortağımızdan profesyonel destek alabilirsiniz.

Görüşmenizi online olarak, telefon araması yoluyla ya da kuruma giderek yüz yüze gerçekleştirebilirsiniz.

Türkiye'nin dört bir yanındaki Şubelerimiz ve Kurumsal Çözüm Ortaklarımızla her yaştan bireye uzman desteği sunuyoruz.
Online Görüşme Telefon Yüz Yüze
Randevu Al
Tüm yaş gruplarına uzman desteği sunuyoruz
Deneyimimizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz