Üstün Yetenekli Çocukların Yaşadığı Zorluklar ve Psikolojik Etkileri
Yazar: Rümeysa Kaya
Üstün yetenekli olmak, beraberinde birçok fırsat getirse de her zaman kolay bir yaşam anlamına
gelmeyebilir. Üstün yetenekli çocuklar, gelişim süreçlerinde farklı alanlarda
çeşitli güçlüklerle karşılaşabilmektedir. Bu derleme, bu zorlukların çocukların
yaşamlarının farklı boyutlarına nasıl yansıdığını ele almaktadır.
Üstün Yetenekli Olmak Nedir?
Özel gereksinimli bireyler
arasında yer alan üstün yetenekli çocuklar, çeşitli alanlarda akranlarına
kıyasla ileri düzey performans sergileme potansiyeline sahip bireylerdir. Bu
alanlar arasında yer alan akademik başarı, yaratıcılık, liderlik ya da sanat
gibi özelliklerin bir ya da birkaçında akranlarına göre üstün performans
gösterme potansiyeliyle dünyaya gelirler (Erdem & Baloğlu, 2018). Bu
potansiyelin belirlenmesine yönelik literatürde farklı görüşler yer alır. Bu
görüşlerden birini ortaya koyan Marland Raporu’nda (1972), bir ya da birden
fazla performans alanında üst düzey potansiyele sahip olan ve bu potansiyeli
uzmanlar tarafından tanılanan çocukların üstün zekâlı ya da üstün yetenekli olarak
kabul edilebileceği öne sürülür (Kafka & Yalçınkaya Alkar, 2019). Bu
doğrultuda, çocukların sahip oldukları potansiyelin göz ardı edilmemesi ve
üstün yeteneklilik olasılığının dikkate alınması büyük önem taşır.
Üstün Yetenekli Çocukların Özellikleri
Üstün yetenekli çocuklar, sahip
oldukları gelişim düzeyine bağlı olarak bazı ayırt edici özellikler
gösterirler. Bu çocuklar, sosyal ilişkilerinde akranlarına kıyasla farklılıklar
sergileyebilir ve zihinsel gelişim düzeylerine daha yakın olan bireylerle
arkadaşlık kurmaya daha yatkın olabilirler (Akarsu & Mutlu, 2017; Levent,
2011). Erken yaşta cümle kurabilme, liderlik özellikleri gösterme, farklı ilgi
alanlarına sahip olma, merak içeren sorular sorma, hızlı öğrenebilme (Metin,
1999), akademik başarı, keşif ve yaratıcılık becerileri ile kişilerarası
ilişkilerde yeterlilik (Tortop, 2015) gibi birçok özelliğe sahip olabilirler
(Kafka & Yalçınkaya Alkar, 2019). Bu olumlu özellikler dikkate alındığında,
üstün yetenekli çocukların zihinsel gelişimlerinin akranlarına kıyasla daha
ileri düzeyde olduğu söylenebilir. Ancak bu çocuklar, zihinsel, sosyal ve
duygusal gelişim alanlarını bütüncül bir biçimde destekleyemedikleri durumlarda
çeşitli uyum problemleri ve ruhsal sorunlarla karşılaşabilirler (Taytaş, 2022).
Bu durum, çocukların psikolojik iyi oluşlarını olumsuz yönde etkileyebilir.
Üstün Yetenekli Çocukların Sosyal ve Duygusal
Yaşamları
Üstün yetenekli bir çocuk olmak
hem çocuğun kendisi hem de ebeveynlerin ve çevrenin çocuğa yansıtabildiği
çeşitli stresörlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Roedell (1984), üstün yetenekli çocukların gelişim alanlarını bütüncül bir biçimde
destekleyemedikleri durumlarda kendilerine yönelik eleştirel bir tutum
geliştirme, çevreden gelen yüksek beklentilerle baş etmekte zorlanma ve
sosyal-duygusal sorunlarla karşılaşma eğiliminde olabileceklerini belirtir. Bu
durum, çocuğun yalnızca bilişsel değil, aynı zamanda duygusal dayanıklılığını
da zorlayabilir. Ayrıca başarısızlık ya da olumsuz bir yaşantı söz konusu
olduğunda, bu çocukların baş etme becerilerinde zorlanabildikleri görülebilir.
Bununla birlikte Weisse (1990), çevreden maruz kaldıkları yüksek beklentilerin, üstün yetenekli çocuklarda depresif belirtiler gösterme riskini artırabileceğini belirtir (Kafka & Yalçınkaya Alkar, 2019). Bu beklentiler, çocuğun kendilik algısını olumsuz yönde etkileyerek sürekli bir baskı altında hissetmesine yol açabilir. Sosyal-duygusal sorunlarla karşı karşıya kalan üstün yetenekli çocukların, zamanla stresle daha yoğun bir ilişki geliştirdikleri görülür. Sıklıkla karşılaşılan diğer sorunlar arasında yüksek düzeyde mükemmeliyetçilik, başarısızlığa tahammülsüzlük, uyum sorunları, depresyon, sosyal ortamlarda dışlanma ve kaygı yer alır (Taytaş, 2022; Saranlı & Metin, 2012). Bu sorunların bir arada görülmesi, üstün yetenekli çocukların psikolojik açıdan daha hassas bir yapıya sahip olabildiklerini gösterebilir.
Mükemmeliyetçilik ve Psikolojik Etkiler
Üstün yetenekli çocukların sahip
olduğu belirgin özelliklerden biri mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçilik,
olumlu ve olumsuz olmak üzere iki boyutta ele alınır. Olumlu mükemmeliyetçilik,
bireyin ulaşılabilir hedefler belirlemesi ve bu hedeflere ulaşma sürecinde
sağlıklı çabalar göstermesi olarak tanımlanırken; olumsuz mükemmeliyetçilik,
bireyin ulaşılması güç ve yüksek standartlar belirlemesi, bu standartlara
ulaşma sürecinde yoğun kaygı yaşaması ve kendi performansından memnun olmaması
ile ilişkilendirilebilir (Akarsu & Mutlu, 2017; Enns, Cox & Clara,
2002).
Olumlu mükemmeliyetçilik bireyin
verimliliğini ve işlevselliğini desteklerken, olumsuz mükemmeliyetçilik
psikolojik açıdan risk oluşturabilir. Araştırmalar gösteriyor ki
mükemmeliyetçilik düzeyindeki artışın, depresyon riskinin artmasında anlamlı
bir etkisi vardır (Taytaş, 2022; Bencik, 2006). Bu doğrultuda, olumlu
mükemmeliyetçi bir yapının geliştirilmesi bireyin ruhsal sağlığı açısından daha
işlevsel ve koruyucu olabilir.
Üstün yetenekli çocuklarda depresyon belirtileri arasında; sosyal iletişim ve etkileşimde güçlük yaşama, başkalarıyla birlikteyken dahi yalnız hissetme, hüzünlü, kaygılı ve aşırı hassas olma, uyku düzensizlikleri, yorgunluk, enerji düzeyinde azalma ve umutsuzluk yer alır (Akarsu & Mutlu, 2017; Coşar Ciğerci, 2006). Bu belirtilerle baş etmeye çalışan üstün yetenekli çocuklar, zaman zaman anlaşılmadıklarını hissedebilirler. Bunun sonucunda yaşadıkları depresif belirtileri gizleme eğilimi gösterebilirler (Eren, Ömerelli Çete, Avcil vd., 2018; Jackson & Peterson, 2003). Bu durum, üstün yetenekli çocukların duygusal gereksinimlerinin daha dikkatli bir şekilde ele alınmasının önemini gösterebilir.
Sosyal Uyum ve Akran İlişkileri
Üstün yetenekli çocuklar, akranlarına kıyasla sosyalleşme süreçlerinde daha az aktif bir rol üstlenebilirler. Stuart ve Beste’e göre (2008), üstün yetenekli çocuklar yüksek duyarlılık ve hassasiyet düzeyleri nedeniyle diğer bireylerle iletişim kurmakta zorlanabilir ve daha içe dönük özellikler sergileyebilirler (Akarsu & Mutlu, 2017). Bu çocukların, normal zihinsel gelişim düzeyine sahip akranlarına kıyasla daha sınırlı sosyalleşme eğilimi gösterdikleri söylenebilir. Bu durumun olası nedenleri arasında, üstün yetenekli çocukların akranlarına kıyasla daha yüksek başarı göstermelerini sağlayan özelliklere sahip olmaları ve bu doğrultuda sosyal gruplar tarafından dışlanmaları yer alır (Eren, Ömerelli Çete, Avcil vd., 2018; Helt, 2008). Bu süreç, üstün yetenekli çocukların sosyal alanda izolasyon yaşamalarına neden olabilir.
Ailelerin Yaşadığı Güçlükler
Üstün yetenekli çocukların
ebeveynleri ele alındığında, çocuklarının özel gereksinimlerini karşılama
konusunda zaman zaman kaygı yaşayabilirler. Bu durum, ebeveynlerin kendilerini daha
yetersiz ve daha az bilinçli hissetmelerine neden olabilir. Bu doğrultuda,
çocuklarına karşı daha düşük tolerans gösteren ve otoriter ebeveynlik
tutumlarına yönelen ebeveynlerle karşılaşılabilir (Eren, Ömerelli Çete, Avcil
vd., 2018). Bu bulgular değerlendirildiğinde, üstün yetenekli çocukların
yalnızca okul ortamında değil, aile yaşantılarında da çeşitli güçlükler
yaşadıkları söylenebilir.
Pratik Öneriler
Üstün yetenek gösteren çocukların
erken yaşta fark edilmesi ve kendi düzeylerindeki akranlarıyla birlikte eğitim
görmeleri, yaşadıkları psikososyal sorunların azalmasına katkı sağlayabilir.
Preuss ve Dubow’a (2004) göre, bu çocuklarda zekâ düzeyinin ve problem çözme
becerilerinin gelişmiş olması, anksiyeteye karşı önemli bir koruyucu işlev
görebilir. Bununla birlikte, çevreden yeterli ve tutarlı destek sağlanması ve
sağlıklı bir rehberlik sürecinden geçmeleri, çocukların zihinsel kapasitelerine
yönelik kaygılarının azalmasına yardımcı olabilir. Kurtulmuş’a göre (2010)
ebeveynlerin; aile içi iletişim, üstün yetenekli çocukların gelişimsel
özellikleri, eğitimi ve mükemmelliyetçi tutumlarına ilişkin eğitimler alması,
çocukların mükemmelliyetçilik düzeylerini anlamlı ölçüde düşürebilir (Akarsu
& Mutlu, 2017). Bu doğrultuda, üstün yetenekli çocukların akademik ve
duygusal gelişimlerinin desteklenmesinde erken tanının ve uygun eğitim
ortamlarının önemli bir rol oynadığı söylenebilir.
Bu bireylerin sorunlarından ziyade
güçlü yönlerine odaklanılması ve desteklenmesinin vurgulandığı Pozitif
Psikoloji yaklaşımı, sosyal ve duygusal açıdan sağlıklı bireylerin gelişimine
katkı sağlayabilir. Üstün yetenekli çocuklarda sosyal-duygusal becerilerinin
geliştirilmesi amacıyla duygu odaklı terapi, yaratıcı drama, bibliyoterapi,
Orff-Schulwerk pedagojik müzik eğitimi, aile eğitim programları ve çeşitli grup
etkinliklerinden faydalanılabilir. Ayrıca bu çocukların kendilerini çekinmeden
ifade edebilecekleri ve sosyal etkileşim içinde bulunabilecekleri etkinlikler
kapsamında, okul ortamında tiyatro ve münazara gibi eğitsel kulüplere
katılmaları sosyal ve duygusal gelişimleri açısından önemlidir.
Çitil’e göre (2016), bu süreçte
öğretmenin de aktif rol üstlendiği durumlar bulunmaktadır. Öğretmenin
sorumlulukları arasında; iyi planlanmış, öğrencilerin sorumluluk almaları ve
bağımsız hareket etmelerini destekleyen, aynı zamanda yaratıcı düşünme
becerilerinin gelişimini teşvik eden nitelikli bir öğrenme ortamı oluşturmak
yer alır (Bayrı ve Kabasakal, 2025). Bu uygulamaların, üstün yetenekli
bireylerin gelişimi için çok yönlü ve bütüncül destek süreçlerinin eşgüdüm
içinde yürütülmesini gerekli kıldığı söylenebilir.
Sonuç: Üstün Yeteneklilikte Bütüncül Gelişim
Kritiktir
Dışarıdan bakıldığında üstün
yetenekli olmak sorunsuz bir durum olarak algılanabilse de bu özellik bilişsel,
sosyal ve duygusal boyutları birlikte içeren çok yönlü bir yapıya sahiptir. Bu
nedenle bu çocuklara yönelik yüksek beklentiler oluşturmak yerine, gelişimsel
özellikleri dikkate alınarak anlayış ve destek temelli bir yaklaşımın
benimsenmesi önemlidir. Üstün yetenekli çocuk olma yaşantısı zaman zaman stres
ve depresif belirtilerle birlikte seyredebilse de, bireyin kendisine yönelik
farkındalığı ve çevresinden aldığı tutarlı destek sayesinde bu risklerin etkisi
azaltılabilir. Bu bağlamda, üstün yetenekli çocukların bütüncül gelişiminin
desteklenmesi, ruhsal iyi oluşlarının korunması için temel bir gereklilik
olarak görülmelidir.
Üstün yetenekli çocuklar yalnızca
akademik açıdan değil; sosyal, duygusal ve psikolojik açıdan da desteklenmeye
ihtiyaç duyar. Erken farkındalık, doğru eğitim ortamı ve aile desteği sayesinde
bu çocukların potansiyelleri sağlıklı şekilde gelişebilir.
Kaynakça
- Akarsu, Ö., & Mutlu, B.
(2017). Üstün Yetenekli Çocukları Anlamak: Çocukların Sosyal ve Duygusal
Sorunları. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi,
7(2), 112-116.
- Eren F, Ömerelli Çete A, Avcil S,
Baykara B. Üstün Yetenekli Çocuklarda ve Ailelerinde Duygusal ve Davranışsal Özellikler. Arch
Neuropsychiatry 2018;55:105-112.
https://doi.org/10.5152/npa.2017.12731
- Erdem, Ş. & Baloğlu, M.
(2018). Gifted adolescents’ stress sources, reactions against stress and
comparison with general adolescent population, Inonu University Journal
of the Faculty of Education, 19(3), 598-609. DOI: 10.17679/inuefd.485921
- Hakan Bayrı & Hatice Zekâvet
Kabasakal .(2025).Üstün/ Özel Yetenekli Çocukların Sosyal ve Duygusal
Sorunlarına İlişkin Önleme ve İyileştirme Çalışmalarına Genel Bir Bakış. SOCIAL
SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)
- Kalfa, E., & Yalçınkaya
Alkar, Ö. (2019). Üstün Yetenekli Çocuk ve Ergenlerde Mükemmelliyetçilik,
Ruminasyon ve Depresyon İlişkisi: Derleme Çalışması. Journal of Gifted
Education and Creativity, 6(1), 1-13. https://izlik.org/JA74AG86UK,
- Taytaş, Metin. (2022). "Üstün yetenekli çocuk ve ergenlerde depresyon: derleme çalişması" Socrates Journal of Interdisciplinary Social Researches, 8(18), 45-54.