Utanç,
Şiddetin Tohumuna Dönüştüğünde
Erken dönemde verilen
destek, utandırılan bir çocuğun dayanıklılık kazanmasına yardımcı olabilir.
Yazar: Dr. Sigifredo Castell Britton
Çeviri ve Editörlük: Ezra Uysal ve Dr. Sinan Doğan
Orijinal metne buradan ulaşabilirsiniz.
Santiago ile ilk kez Bogotá’daki bir özel okulda
tanıştığımda kendisi 11 yaşındaydı. O dönemde, sınıfta öğrenme ve uyum
sorunları yaşayan öğrencilere destek olmak üzere orada çalışıyordum. Santiago,
yakındaki devlet okullarında yer kalmadığında, yoksul mahallelerden gelen
çocukları özel okullara yerleştiren bir devlet programı kapsamında okula
gelmişti.
Başından
beri, Santiago'nun sınıf arkadaşlarından farklı hissettiği belliydi. Diğer
öğrencilerin çoğu maddi imkânları daha iyi olan ailelerden geliyordu ve bu
fark, çocukların hemen fark ettiği küçük ayrıntılarda göze çarpıyordu. Bazıları
onun yıpranmış ayakkabılarına ya da üniformasının kendilerininkinden biraz daha
eski görünmesine dikkat çekiyordu. Diğerleri ise kitaplarını ya da her gün
taşıdığı eski sırt çantasını fark ediyordu.
Yetişkinlere
göre bu anlar önemsiz görünebilir. Birçok okulda, alay etme olgusu çocuklar
arasında olağan bir şey olarak görmezden gelinir. Santiago içinse bu deneyimler
yavaş yavaş birikiyordu. Her gün o sınıfta oraya tam olarak ait olmadığına dair
içten bir farkındalıkla oturuyordu.
Bir Sorun Olduğuna Dair İşaretler
Okul çalışmaları kısa sürede başka bir zorluğu ortaya
çıkardı. Santiago, sınıf arkadaşlarının çoğunun kolaylıkla başa çıktığı okuma
ve yazma görevlerinde zorlanıyordu. Yüksek sesle okurken sık sık tereddüt
ediyor ya da metinde kaldığı yeri kaybediyordu. Birkaç sınıf arkadaşı, alaycı
bir ses tonuyla onun hatalarını tekrarlamaya başladı ve bu zorluğu bir gülünç
bir duruma dönüştürdü.
Zamanla,
Santiago'nun DEHB, disleksi ve fonolojik farkındalıkta zayıflıklar yaşadığını
keşfettik. Bu durumlar, dil işleme biçimini etkiliyor ve okumayı özellikle
zorlaştırıyordu. Sınıfın önünde kelimelerde takıldıkça, utanç duygusu daha da
ağırlaşıyordu.
Ebeveynler,
öğretmenler, eğitmenler ve bakım verenler bazen bu anlarla karşılaştıklarında,
bunların ne anlama gelebileceğinin farkına varmayabilirler. Tekrarlanan
aşağılanmalara maruz kalan çocuklar genellikle küçük değişiklikler göstermeye
başlar. Eskiden aktif olarak derse katılan bir çocuk, yüksek sesle okumaktan
kaçınmaya başlayabilir. Bir başka çocuk ise düzeltildiğinde alışılmadık bir
şekilde savunmacı bir tavır sergileyebilir. Bazı çocuklar sessizleşir ve içine
kapanır. Diğerleri ise ani bir öfkeyle tepki gösterir.
Santi,
(Ona eskiden böyle derdim.) bu gerginliği saldırganlık yoluyla ifade etmeye
başladı. Birkaç kez, grup etkinlikleri sırasında alay edildikten sonra başka
bir öğrenciyi itti. İlk başta, bu davranış bir disiplin sorunu gibi
görünüyordu. Zamanla, bu öfkenin sınıf arkadaşları arasındaki basit bir
anlaşmazlıktan daha derin bir anlam taşıdığı anlaşıldı.
Psikolojik
araştırmalar, tekrar eden aşağılanmanın çocukların duygularını nasıl
düzenlediklerini ve başkalarıyla nasıl etkileşime girdiklerini
etkileyebileceğini göstermektedir. Utanç duygusu kalıcı hale geldiğinde, bazı
çocuklar sosyal etkileşimden uzaklaşır. Diğerleri ise öfke veya saldırgan
davranışlar yoluyla duygusal sıkıntılarını ifade etmeye başlar (Zhang et al.
2025).
Bu
kalıpları erken fark etmek, bir çocuğun hayatının gidişatını değiştirebilir.
Çocuklarla vakit geçiren yetişkinler, davranışlardaki ilk değişiklikleri
genellikle fark eder. Aniden okumaktan kaçınan, alay edilmeye karşı şiddetli
tepki gösteren veya kolayca utanmaya başlayan bir çocuk, henüz kelimelere
dökülememiş bir acıyı içinde taşıyor olabilir.
Davranışın Ardındaki Çocuğu Anlamak
Dönüm noktası, sınıfta yaşanan olaylardan birinin
ardından Santiago ile yaptığımız bir sohbet sırasında geldi. Cezaya odaklanmak
yerine, sınıf ortamını nasıl algıladığı hakkında konuşarak zaman geçirdik. İlk
başta, ne hissettiğini açıklamakta zorlandı. Yavaş yavaş, yüksek sesle okurken
yaşadığı utanç duygusunu ve bazen bunun ardından gelen kahkahaları anlatmaya
başladı.
İtaatsizlik
gibi görünen şeyin, yavaş yavaş aşağılanma ve hayal kırıklığı olarak ortaya
çıktı. Santiago'nun öğrenme profili netleştiğinde, okulu onun için hedefleri
olan bir destek programı başlattı. Okuma öğretimi, disleksi ve fonolojik işleme
güçlüklerini gidermek için ona göre uyarlandı. Öğretmenler ayrıca Santiago'nun
diğerleriyle sürekli karşılaştırılmadan derse katılabilmesi için beklentilerini
ayarladılar.
Olumsuz
çocukluk deneyimleri üzerine yapılan araştırmalar, erken dönemdeki duygusal
ortamların gençlerin öfke ve sosyal ilişkileri yönetme biçimlerini etkilediğini
göstermektedir (Xiaoli, 2025). Destek erken dönemde sağlandığında, çocuğun
duygusal gidişatı anlamlı bir şekilde değişebilir.
Yavaş
yavaş, Santiago’nun agresif tepkileri azaldı. Küçük akademik başarılar,
özgüvenini artırmaya başladı. Bir zamanlar yüksek sesle okumaktan kaçınan
çocuk, hazır hissettiğinde yavaş yavaş kısa paragrafları okumak için gönüllü
olmaya başladı.
Erken Dönemde Gösterilen İlginin Önemi
Santiago’nun hikâyesi, aşağılanma fark edilmediğinde
utanç duygusunun genç bir zihinde ne kadar kolay kök salabileceğini ortaya
koyuyor. Aynı zamanda erken teşhisin ne kadar etkili olabileceğini de
gösteriyor.
Ebeveynler,
öğretmenler, eğitmenler ve bakım verenler, çoğu zaman bir çocuğun
davranışlarının ötesini görebilme konusunda zorluklarla karşılaşır.
Saldırganlık, içine kapanma, savunmacı tavırlar ya da akademik görevler
sırasında sürekli olarak yaşanan utanç hissi, daha derin duygusal mücadelelerin
işareti olabilir. Çocuklar, hissettiklerini açıklamak için gereken kelime
dağarcığına genellikle sahip değildir. Çocukların kendilerinin henüz tarif
edemediği kalıpları fark edenler, yetişkinler olur.
Santiago,
bir zamanlar kendisine utanç kaynağı olan birçok zorluğun üstesinden sonunda
geldi. Uygun akademik destek ve duygusal rehberlikle, yeteneklerine güven
kazandı ve öğrenme farklılıklarını yönetmesine yardımcı olan stratejiler
keşfetti.
Bugün,
bunca yıl sonra, bazen kendimi Santi'ye ne oldu diye merak ederken buluyorum.
Bir zamanlar sınıfta sessizce oturup aşağılanmanın yükünü taşıyan o dayanıklı
çocuğun hayatı nasıl oldu acaba diye merak ediyorum. Onun yolu onu nereye
götürdü ve kararlılığını şekillendiren o zor yılları hala hatırlıyor mu diye
merak ediyorum.
Kesin
olan şey, Santi'nin bana önemli bir şey öğrettiği. Çocukluktaki saldırganlık
anlarının çoğunun arkasında, genellikle aşağılanma, hayal kırıklığı veya
korkuyla mücadele eden bir genç vardır. Bu sinyaller erken fark edildiğinde,
sonuçlar olağanüstü bir şekilde değişebilir.
Bazen,
öfkeyle şekillenen bir hayat ile dayanıklılıkla şekillenen bir hayat arasındaki
fark, doğru anda bir çocuğu fark eden tek bir yetişkinle başlar.
Referanslar
Xiaoli, Y. (2025).
Adverse childhood experiences and aggression: A meta-analysis of moderators and
cultural context. Archives of Medical Science, 21(5), 2195–2199. https://doi.org/10.5114/aoms/211887
Zhang, X., Zhang, Z.,
Zhao, Y., Shen, F., Zhang, Q., Lin, R., & Zhang, X. (2025). From victims to
aggressors: The link between childhood family abuse and adolescent peer
bullying. BMC Psychology. https://doi.org/10.1186/s40359-025-03407-3